Yaşam Tarzı Gebelik Şansını Etkiliyor

hamilelerde-saglik(1)Çevre koşullarının kişilerin üreme sağlığını olumsuz yönde etkilediği konusunda endişeler artıyor. Obezite ve sigara birleşince çocuk sahibi olma şansı yüzde 30 azalıyor. Hareketsiz yaşam tarzı da gebe kalma şansını azaltıyor.

Kısırlık, tüm dünyada giderek artıyor ve uzmanlar sorunun çevre ve yaşam koşullarıyla doğrudan ilişkisi olduğunu düşünüyor. “Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların kaç yaşında olduğu veya yumurtalık rezervi gibi gerçekleri değiştiremeyiz. Ancak günlük yaşamdaki stres, aşırı kilo, hareketsizlik, sigara ve alkol tüketimi gibi faktörlerin üremeye yardımcı tedavilerin başarısını etkilediğini biliyoruz. Hastaları bu konularda bilgilendirerek, hayatlarında tedavilerini olumlu yönde etkileyecek değişiklikler yapmalarını sağlayabiliriz” diyen IVI İstanbul Direktörü Dr. Erdal Budak, çevresel faktörlerin ve yaşam tarzının gebe kalmaya olan etkilerini değerlendirdi.
İlk tüp bebek uygulamasının yapıldığı 1978 yılından bugüne kadar dört milyondan fazla bebeğin tüp bebek ve diğer üremeye yardımcı tedaviler sonucunda dünyaya geldiğini belirten Budak, “Sadece teknik konularda değil, hastaların her gün değişen ihtiyaçlarına göre ve hastayı etkileyen tüm faktörler üzerinde araştırma yürütülmesi, doğacak sağlıklı bebeklerin ileride sağlıklı çocuk ve erişkinler olabilmesi için gerekli” dedi.

Hareketsiz hayat kısırlık açısından bir tehlike unsuru

Çevre koşullarının insanın üreme sağlığını olumsuz yönde etkilemesi hakkındaki endişeler artıyor.
Hareketsiz bir yaşam biçimi, kafein, alkol tüketimi ve obezitenin yanı sıra başka unsurlar da gebelik şansını düşürüyor: Kozmetiklerde, tarım ve haşere ilaçlarında, gıda ambalajlarında ve hatta oyuncaklar ve biberonlarda kullanılan bazı kimyasal maddeler.

Obezite ve Kısırlık

Dr. Erdal Budak, “Hareketsiz hayat tarzı, kilo almaya neden oluyor ve bu yüzden üreme sağlığı açısından olumsuz sonuçlara yol açıyor” diyor.
Araştırmalar obez kadınların kısırlık riskinin ve doğal yoldan veya yardımlı üreme tekniklerle gebelik denemelerinde başarısızlık oranının üç kat daha fazla olduğunu gösteriyor.
Fazla kilo, bebeğin sağlıklı gelişim şansını azaltıyor ve gebelikte komplikasyon olasılığını yükseltiyor, hatta kilosu fazla olanların yardımla üreme tedavilerinde yumurtlamayı stimüle edici tedavilere iyi yanıt vermiyor.
Üstelik, kilosu yüksek olanların yumurta ve embriyo kalitelerinin genelde düşük olması nedeniyle embriyo rahme tutunamıyor, bu da doğurma yeteneğini olumsuz yönde etkiliyor.
IVI Valencia’da yapılan şişmanlığın ve çok düşük vücut ağırlığının etkilerini değerlendiren araştırmada, “Çocuk sahibi olmak isteyen kilolu kadınların şansı üçte bire düşüyor, oysa yüzde beş kilo kaybıyla normal sonuç alabilir” sonucuna varıldı.

Çok zayıflar da risk altında

Aşırı kiloda olduğu gibi, normal kilonun altında olmak da kadının çocuk sahibi olma yeteneğine zarar verebilir. Normal vücut ağırlığında yüzde 10-15 oranında azalma genellikle adet kesilmesine yol açmaktadır. Özellikle bulimia veya anoreksi olan kadınlarda, (doğurganlık çağındaki kadınların yüzde 5’inde görülüyor) ve bayan atletlerde normal yumurtlama bozulmaktadır.

sigara-kurtulmakSigara paketindeki gerçek

Sigara ve üreme fonksiyonu ilişkisi üzerine yapılan çalışmalar paketlerin üzerindeki ‘sperm sayısını azaltır’?gibi uyarıları doğruluyor.

KADINLARDA:

* Sigara içenler daha erken yaşta menopoza giriyor.
* Sigara alışkanlığı olan kadınlarda uygulanan tüp bebek uygulamalarında sigaranın folikül ve yumurta gelişimine verdiği zarar nedeniyle daha düşük döllenme oranları elde ediliyor
* Sigara alışkanlığı embriyonun rahme tutunma kabiliyetini ve tüplerin normal işlevini olumsuz etkiliyor.

ERKEKLERDE:

* Sigara alışkanlığı sperm üretimini azaltıyor.
* Sigara, içenlerin spermlerinin yumurtaları dölleme kapasitesinin ve embriyonun rahme tutunma kabiliyetini azaltıyor.
* Son yıllarda yapılan araştırmalarda elde edilen veriler, hami-leyken sigara içen annelerin çocuklarının ileriki yaşlarda kısırlık riskiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

 

Yorumlar

yorum