Bavulunuzu Siz Mi Hazırlıyorsunuz Yoksa Hormonlarınız Mı Hazırlıyor?

 

yaz-2Kış aylarında düşen metabolizma hızımız, hava şartlarından dolayı yapılamayan sporların acısı bahar aylarında çıkıyor.

Tatil planları öncesi önemli uyarılarda bulunan Transmed Klinik Diyetisyeni Deniz Göncay, “Güneş bulutların arasından çıkıp kendini hissettirdikçe bizler hemen tatil planları yapmaya başlıyoruz. Aldığımız kilolar aklımıza geliyor ve onlardan kurtulmak için çaba harcıyoruz. Peki tercihlerimiz kadar hormonlarımızın da bu planları yaparken bavulumuzu hazırladığını biliyor muydunuz?” diyor.

Tıbbı insanların daha güzel ve sağlıklı olması için 20 yıldır uluslar arası düzeyde tecrübesiyle kullanan Transmed Klinik, yaz aylarının kapıya dayanmasıyla pek çoğumuzun fark etmediği bir gerçeği açıklıyor.

Transmed Klinik Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Göncay tatil planlarının yapılmaya başlandığı şu dönemde özellikle deniz, kum, güneş tatili yapmayı planlayanların kilolar kadar hormonların da tatil hazırlığında çok önemli bir etken olduğunu açıkladı.

Hormonların açlık ve tokluk metabolizmasında önemli rol oynadığını söyleyen Göncay, özellikle iki hormonun bu sistem üzerinde çok etkili olduğunu dile getirdi .

Göncay, “Ghrelin acıktığımızı haber veren hormon, leptin ise yemeği bırakmamızı söyleyen hormondur. Eğer açlıktan ölüyorum, sürekli birşeyler tüketmek istiyorum diyorsanız, mutlaka önce endokrinolog, daha sonra diyetisyeninizden yardım alınız. Duygu durumunuzu ve hislerinizi hormonlarınız belirler. Yeme krizleri ve sürekli açlık hissinizle baş edememeniz sizin suçunuz değil!” şeklinde konuştu.

yaz-1

GHRELİN SİZE SESLENİYOR: BEN ACIKTIM!

Mide hücreleri ve pankreastan salınan ghrelin hormonunun taşıma yolu ile beyne gittiğini belirten Göncay, beyinde ise direk olarak hipotalamus (fizyolojik yeme merkezi ) ve açlık uyandırma merkezi ile etkileşim içerisinde olduğuna değindi.

Bu hormona başlat hormonu dendiğini aktaran Göncay, acıkma hissinin bu hormon tarafından oluşturulduğunu, vücudumuzda seviyelerinin gün içerisinde, öğün öncesi ve sonrasında değişiklik gösterdiğini ifade etti. Yapılan çalışmaların iştah açılmasına neden olduğu gibi, yağ yakımının yavaşlaması ve bazal metabolizma hızının düşmesine neden olduğunu gösterdiğini belirten Deniz Göncay, kalori alımının ghrelin ile orantılı olduğunun çalışmalarla kanıtlandığın vurguladı.

Beynimiz işlenmiş gıdaları tanımıyor!

Söz konusu durumu örneklendiren Göncay, “Yapılan bir çalışmada öğün öncesi bir grup insana ghrelin enjekte edildiğinde ve ghrelin enjekte edilmeyen grupla kıyaslandığında ghrelin düzeyi fazla olan, yani ekstra ghrelin verilen bireylerin yüzde 30 oranında daha fazla gıda tükettiği gözlenmiştir. Anoreksik hastalarda ghrelin seviyesinin düşük olduğu görülmüştür.

Kilo veren bireylerde ve bu kiloyu korumaya çalışan bireylerde ghrelin, sanki kaybedilen kiloları geri almak adına vücudumuza savaş açmaktadır.

Öğün sonrasında ghrelin konsantrasyonu düşmektedir. Özellikle karbohidratlar ve proteinler ghrelin üretimi ve salınımını sınırlandırmaktadır. Beynimiz işlenmiş gıdaları tanımamaktadır” diyor.

Fruktoz içeriği yüksek şuruplar ve alkolsüz içeceklerin sensörlerinin leptinin ilettiği mesajı alamamasına (tokluk hissi vermemesine) neden olabilbileceğine değinen Göncay, nasıl beslenilmesi gerektiğini şöyle anlattı:

Tahıllar, taze sebze- meyve, yeterli protein ve mineral aldığında sensörlerimiz görevlerini düzgün şekilde yerine getirebilir. Aynı zamanda düzenli ve doğru egzersiz ile leptin mekanizmasını çalıştırmak mümkündür.

Elma ve kinoa lifler sayesinde tok tutar

Lifli gıdalar sindirim sisteminde uzun süre kaldığı için, yani mide boşalım hızı düşük olduğu için tokluk hissi uzun sürer. Pektin, öğün sonrasında kan şekerini emen elmada bulunan çözünen liftir. Pektin kan şekerini dengeler ve ani düşüşlere bağlı yeme düzensizliklerini önler. Elmadaki pektin sizi 1-2 saat kadar tok tutabilir. Ara öğün olarak tercih edebilirsiniz.

Lif içeriği yüksek olan tam tahıllı gıdalarda sizin uzun süre tok kalmanızı sağlayacaktır. Lifli gıdaları tüketirken sıvı tüketiminizi arttırırsanız ghrelin salınımını ortalama bir saat kadar geciktirmiş olursunuz.. Fiziksel olarak genişler ve tok kalmanızı sağlayarak sonraki öğünlerinizi dengeler. Gluten içeriği olmadığı için besin intoleransınız varsa veya çölyak hastası iseniz protein ve karbonhidrat ihtiyacınızı kinoa ile karşılayabilirsiniz. . Kinoa buğday ile kıyaslandığında çok daha fazla lif ve protein içerir. Kuvvetli protein içeriği ile veganlar içinde idealdir.

Keten tohumunu dövülmüş tüketin

Müsilaj ve lif açısından zengin olan keten tohumu bu içeriği ile sindirim sisteminde uzun süre kalıyor ve açlık hissini geciktiriyor. Yemek sonrası doygunluğu arttırıcı ve ghrelin seviyesinin düşürücü etkisi mevcut. Keten tohumunun dövülmüş olarak tüketildiğinde etkisinin arttığı bilinmektedir.

Yeşil çay yağların emilimini azaltıyor

Yeşil çayda bulunan EPİGALLOKATEŞİN GALLAT doygunluk hissini veren kolesistokinin hormonunun artmasını sağlar. Aynı zamanda pankreatik lipazı baskılayarak yağların emilimini azaltır. Doğru bir ana öğün tüketiminden sona 1 bardak ağzı kapalı kapta 8 dk bekletilerek demlenip içilen yeşil çay 2-4 saat kadar tokluğun sürmesini sağlayacaktır. Uzun dönemde ise yağların depolanmasını baskılayacaktır. Kafein hassasiyeti olanlar dikkatli tüketmelidir.

Çiğ çam fıstığı ile 2 saate kadar tok hissedin!

N6 yağ asitleri tokluk hormonlarının salınımını arttırmaktadır. Kolesistokinin açlığı bastıran hormonlardandır ve atıştırmalık olarak tercih edebileceğiniz işlem görmemiş çiğ çam fıstığı ile yeme hissinizi kontrol altına alabilirsiniz . Tokluk hissi 30 dakika ile 120 dakika arasında sürmektedir. Yağ değişimi olduğu unutulmamalıdır.”